Ali Kemal Temizel, " Tarihi bir bilgi düzeyinden bir bilinç düzeyine dönüştüren adam" diye tanımladığı İhsan Süreyya Sırma'yı anlattı.
"Düşünce Yayınları 12 Eylül dönemi ile kesintiye uğradı, dahasonra ben Beyan Yayınları kurdum. Beyan Yayınlarının ilk dönemi daha çok cepkitapları ebatında küçük kitaplar yayınlamakla geçti. Bu küçük kitaplarlahocamın kitap kültürü ve anlatış metodu arasında bir paralellik vardı. Busebeple o ebatta birçok kitap yayınladık. Daha kolay okunabilen, daha kolaytaşınabilen, daha kolay anlaşılabilen, kimi temel esasları anlaşılır bir üsluplaanlatan eserler yayınlamaktı. Bu anlamda hocamın üslubuyla ve anlatışıylayazışıyla bir uyum gösterdi. Hocam da zaten eserlerini böyle yazıyordu.Herkesin anlayabileceği bir tarzda her çevreye hitap eden, her yaş grubundanher kültür seviyesinden insanın hiç sıkılmadan rahatlıkla anlayabileceği birüslubu vardı. Dolayısıyla beyan yayınlarının o ilk döneminde yayınladığımızküçük kitaplarla hocamın metodu arasındaki bu uyum pek çok kitabın hakikaten o dönemdepek çok baskı yapmasına vesile oldu. Odönemi değişik vesilelerle hatırlamamıza yol açan pek çok olayla anekdotlakarşılaşıyoruz. Aradan geçen bunca zaman rağmen karşılaştığımız değişikçevrelerden insanlar, kendi hayatlarında hocamın yazdığı o kitapların önemlibir yeri olduğunu söylerler hep. Biz derler bu küçük kitaplarla kimliğimizi bulduk,bu küçük kitaplar bize şuan ki düşünce seviyemizi kazandırdı. Bu kitaplar bizi eğitti, bu kitaplar vesilesiile öğrendik pek çok şeyi diyorlar. Dolayısıyla o kitapların tahminedemeyeceğimiz kadar insanın üzerinde tahmin edemeyeceğimiz kadar etkisi olduğunubu vesilelerle görmüş olduk.
Hocamla ilgili söylenebilecek en temel şeylerden bir taneside onun tarihi sevdiren adam olarak anılmasıdır. Tarihi geçmiş olayların anlatıldığı metinlerolmaktan çıkartarak tarihi bir bilgi düzeyinden bir bilinç düzeyine dönüştürenadam olarak anılmasıdır. Böyle anılması uygundur. Tarihin bir dönem yaşanıpbitmiş bir olay olmadığını onun her an değişik şekillerde değişik versiyonlarlayaşanmaya devam ettiğini hatırlatması açısından özgündürler.
Ayrıca hocamın başka bir karakteristik vasfı olarak onunserüvenci ve gözlemci boyutundan bahsedebiliriz. Çünkü pek çok eser onun bu yönünün birarmağanı olarak ortaya çıktı, yalan dünyayı adımlarken, çin Müslümanları,yemen, nehirlerin dili, dağların sırrı hep böyle yeni dünyaları keşfetmeazminin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu tabi yeni dünyaları keşfederkenoraları aynı zamanda bir ders aracı olarak da görmüş olması önemlidir. Çünküsadece gezip görmekle kalmayıp oralardan bize yeni dersler üretebilmiş olmasıdır.
Onun maratonu bir 100 metreci temposuyla koşuyor olmasıdır.Hocam benim onu tanıdığım 30 küsür yıl önce hangi heyecanı taşıyor idiyse,hangi azmi taşıyor idiyse bugün de hiç eksilmesizin aynı heyecanla aynı azimleyoluna devam ediyor olduğunu görüyoruz. Kendisi belki yoruluyordur ama biz onuhakikaten dönem dönem takip etmekte çok zorlanıyoruz.
İhsan Süreyya hocamı ben bir çınara benzetirim. Onugördüğünüzde çok köklü bir geçmişiniz olduğunu hatırlarsınız. Yanınagittiğinizde her tarafınızı kapsar. Açıkta kalmazsınız. Aynı zamanda sırtınızıdayadığınızda da güvende olabilirsiniz. Çünkü yıkılmazsınız. Kişisel olarak benonun hakikaten hayatımıza, bilincimize, kültürümüze kimliğimize katkılarındandolayı çok derin şükranlar, şükranlıklar duymalıyız. Ben de olsun böyle birborcun ödenemeyeceği kanaatindeyim."
|