|
10 yıl mı ? Bilmem dün gibi...
Umuda yolculuğun ilk günleri. Kim neyi nasıl yapacağını bilmiyor. Düşünceler karışık, hareketler sarhoş gibi. Herkes farklı söylüyor , ama bir cümle çıkıyor dudaklardan; Bu yıldızlar sönmesin! Sönmemeli yıldızlar, karanlığın içinde de aydınlık olmalı, bırak okulun harcını, verse servetin tamamını ,vurmalı masaya yumruğunu yola devam diyerek. Bir mum yakmalı karanlığa ve yola çıkmalı ellerde meşalelerle.. Başkalarına yol aramalı ,yollari aydınlık olmalı..Ardımızdan gelenler karanlığa boğulmamalı..
Kolay olmuyor hiçbir şey; kolaylaşıyor Rabbin eli ile herşey, hiç ummadığın yerden bitiveriyor nimetler, şükrünü eda ettiğin kadar, bilmediğin dili öğretiyor… Yakınlaşıyorsun yabancılaştıklarınla. Sarmaş dolaş oluyorsun tanımadıklarınla ; kardeş oluveriyorsun,anne ,baba ,arkadaş yada en derin sırdaş.. Vazoda çorba içiyorsun, ne de lezzetli. Kim yapmış çiğ köfteyi ? Adıyaman`lı , o ne anlar yesin Diyarbakırlınınkini. Sarma getirmiş ta uzaklara ,yakın gibi bavulunda kitapların arasında.. O da ne ? Bir dolapta 10 eşarp! Hepsini giysem ,benim sanki.. Her kıyafetim için almış başka başka arkadaşlar. Arkadaş mı , kardeşten daha mı yakın olmuş ne ! Anlamadan ne çabuk, ablalar, yeniler ,eskiler , Zakerililer, pembe köşk en büyük aşk. Mustafa Strasse miydi, Nussdorfer Caddesi mi? Nuss da olabilir ömür tüketen, gençliğimin en verimli ve alımlı anları. Şimdi mülakat sırası mı ? Nerden çıktı birde bu? Ver elini Kahlenberg, Sok Tuna’ya ayaklarını görsün atlılar seni. Tuna selam götürsün Karadeniz’den .. Biz uzun kalacağız desin anana. Hemen gelecektin hani? Ne oluyor? Tostlar pişiyor, dostluklar pekişiyor, zaman nerelerde duruyor; Dün bugünden daha yakın oluyor; Diyarbakır- Trabzon, Trabzon -Van oluyor; Van’ın çocukları Viyana’da hakim oluyor; hekim hakim olduğu kültürü Düzce’den hekimliğiyle alıp başını kaşıyor büyüttüğü tırnağıyla. Alın götürün beni bu diyarlardan dar geliyor. Bana” ben dünya oldum “diyor. Dün ya olmasaydı ? İfademsin, hızımsın demeseydi ? Birde gelmeseydi , sabretmeseydi , secde eder miydi melekler bu melek yürekli aslan gibi dünyalılara…. Oda ne? tanımadık yüzler peydah etti. Kim dedi gelin diye? Ne var ki? Yok mu sanki başka eller? Ben ayrılmak istemiyorum; sırtımı sırta dayamak; yorulmak istemiyorum; yürümek istiyorum. Maharet jonder de değil onları fanustan çıkarmakta...Eskiler daha mı becerikliydi ne? Kim kol kola girerse kollar kenetlenir; sıklaşan saflara adam gibi ben denir. Ben burdayım dünyayı gördüm. O da beni izledi; gel dedi. Bosna ben dedi, ben Saraybosna dedim .. Hiç anlamadım dün televizyon karşısında sanki gözyaşı dökmedim ; Sanki ben bunları bilmiştim demedim .. Her soruyu yaptım ama yemeği daha bir defa yapamadım. Yiyemedim ama Viyana’nın kürdanlı lokumlarını, seve seve yedirdim.. Yeğenlerim oldu kulaklarına ezan okudum ; Amcalarım oldu, kucaklarına oturdum; Okuduğum dergilerde yazar ,oturduğum sıralarda hoca oldum. Hem öğrendim, hem öğrenci oldum.. Besmele öğretirken Bulgar köylerinde Derda ile derde deva oldum. Kardeşim oldu, Viyana’da doğmuş Türkçe`mizi güzelleştirirken; Hafız olduk nerdeyse sure ezberlemekten, Tuna kenarında gezmekten Tuğralarla tarih yazdı isteyerek. .Sanki 12 gül onların oldu, Ne soldu, ne çürüdü..Mimarı başka bir politik sanat yaptı. Tırnağını uzattı, başını kaşıdı, nöbet durdu. Hizmeti bereket görüp ömrünü uzattı.Eşya insanla manalanır. ..Bana büyük laflar etme ! Ben Necip Fazıl’ı köşe yazarı yaptım. Ne anlarım ben dergiden , anlarım sadece dernekten. Magribe gelip, mahur mahur Radyo dinlemekten, Tuna demekten, kahvenin tadına, İhsan’ın suratına, Adem’in icraatına bakarken ne göreyim?.. Baktım ki ne icraat!, Herkes usta olmuş başıma, atak bir takım oluşturup ligaların alasına. Ne anlarım ben salon yapmaktan, ben sadece sinema yapabilirim. Sinemayı sen yap, ben cigaramı yakacağım. Vazifeyi aldın mı yapamam yok yapacaksın, laf üretme iş yap. Hekimoğlu bu zeki çocukları görse ateş gibi her yere dağılan enerjisi ile, çek bir taxi, sınava yetişmem lazım ! Sınav bitti, hayat dün gibi ne çabuk geçti, asıl sınav şimdi... Gün doğmadan ne günler doğar; analar ne fatihalar ,yasinler,… Herkes hesap yapar. Senin hesabın ne desinler. Varsa bu dünyaya sözün sende beşikten mezara kadar... Bugün yaşıyorsun, Durma hadi, harekette bereket vardır. Taşın altına herkes elini koydu sanki dün...Bugün gibi...
|